13 Mart 2006

İş Bloglarının Yükselişi

Yeniliklerle dolu uzun tarihine ve pazarlama başarılarına rağmen, 20. yüzyılın sonunda Microsoft'un dijital dünyadaki şöhreti gittikçe düşmeye başladı. 1998 yılında Adalet Bakanlığı, şirketi monopoli oluşturmakla suçladı. 2001 yılında karara bağlanan dava sonucunda Microsoft markası hırpalanmış ve zarar görmüştü.

Davanın sonuçlanmasından 3 yıl sonra Microsoft, imajını temizleyip onardı. Artık daha arkadaşca, daha şeffaf ve güvenilir olarak görülüyordu. Dikkate alınması gereken önemli bir nokta ise, CEO Steve Ballmer tarafından yapılan bu değişimin şirket, “hacker”ların, “spyware”lerin ve virüslerin saldırısı altındayken gerçekleşmesiydi.

Daha derinlemesine bakıldığında, Microsoft’un bu yumuşamış imajının altında, Joshua Allen adlı çalışanı olduğu görülüyor. 2001 yılında programcı Allen, şirketin ilk gayriresmi çalışan weblogunu açtı. “Yazılımlarla daha iyi bir yaşam” adındaki kişisel blogunda Washington`lu program devi Redmond’un günlük haberleri vardı. Bugün ise Microsoft’un 1200’den fazla kurumsal bloggerı var. Belli kurallar dahilinde istedikleri herşeyi yazabiliyorlar. Böylece bloggerlar, sanal ortamda şirketin en büyük pazarlama değerlerinden biri oldu. Şimdilerde Microsoft onları bir şirket olarak görüyor ve hepsini kurumsal şirket sayfasında topluyor. (http://www.microsoft.com/communities/blogs).

Birçok Microsoft bloggerı, teknoloji, pazarlama, kültür ve daha birçok şey hakkında büyük bir tutkuyla yazıyorlar. Şirketin ve ürünlerin güçlü ve zayıf yanlarını tartışabiliyorlar. Hatta Microsoft’un üretken yazarı Robert Scoble, müşteriler, analizciler, rakipler de dahil olmak üzere günde binlerce okuru etkileyebiliyorlar.
Scoble’un blogu kendisine hatırı sayılır bir ün sağlamış. Birçok konuşmaya davet edilmiş, Newsweek, Time, Fortune, Business Week gibi dergilerde kendisiyle ilgili haberler yayınlanmış.

Kurumsal web sitelerinin aksine, bloglar onları açanların kişisel karakterlerini yansıtıyorlar. Blogların Microsoft'da başarı sağlamasının sebebi de işte bu. Bloglar –web ve log kelimelerinin kısaltılmışı- belirli bir konuda yazılan tarih sırasıyla görülen uzun ya da kısa yazılardan oluşuyor. Birçok webloglar bir ya da daha çok kişinin hobi ya da organizasyonları için yazdıklarından oluşuyor. Weblog yazıları genelde haberler, sektör yorumları ya da diğer web siteleri ve bloglardan bulunan içerikleri kapsayan kısa yazılardır. Bunun sonucu olarak herhangi bir günde, blog dünyasında, teknolojiden politikaya, spordan müziğe, hatta dikiş dikmeye kadar bile binlerce yazıyı kolayca bulabilirsiniz.
Blogları eşsiz yapanlar, kolayc
a bulunabilmeleri ve sosyal olmaları. Ayrıca okuyuculara yazılar hakkında yorum yapabilmelerine de olanak sağlaması. PubSup’a göre blog dünyasında yaklaşık olarak 7 milyon weblog var. Şirketlerin webloglardaki pazarlama aktivitelerini keşfettikçe bu rakam her bir kaç ayda bir, ikiye katlanıyor. Blog yazan bir çok CEO bile var. Weblogların tutmasının bir sebebi de ucuz ve kolay olması. Kullanmak için teknik bilgiye ihtiyaç duyulmaması. Blog sahibi olacaksanız HTML bilgisine ihtiyacınız olmayacaktır.

Blogging gerçek olarak 2002 de başladı. Son 2 yılda ise daha popüler oldu, öyle ki Gawker Media ve Weblog Inc. adlı şirketin kurulmasına sebep oldu. 2004 yılında bloggerlar özellikle politik arenada gazetecilerle kapışmaya başladılar. Demokrat Ulusal Komite, hiç bir gazetecilik eğitimi olmayan politik bloggerlarla birlikte ulusal bir kongre düzenledi. The New York Times, Aralık sayısında “bloglar samimi, bağımsız ve gerçek olarak biliniyorlar.” Stonyfield Farms, Yahoo, Maytag hatta Nike gibi birçok şirket webloglar lanse ettiler. Tüm bu blogların farklı amaçları var. Mesela bazı durumlarda bloglar sektör haberleri için kullanılır. Ya da GM gibi, 'Otomobil Hastaları'nın aralarında konuştukları bir blog olabilir. Intuit`in blogu, ürünlerini kullanan müşterilerinin yorumlarını içerir. Tüm bu bloglar farklı amaçlara hizmet etseler de, ortak özellikler içeriyorlar. Hepsi gerçek! Hepsi de samimi duyguları yansıtıyorlar. Bu sayede şirketler okuyucudan geri dönüşüm alabiliyorlar, okuyucu ve diğer bloggerları bir diyalog içine sokabiliyorlar.
Artık bir blogunuz olması için istekli olabilirsiniz, ama blog dünyasına dalmadan once yapmanız gereken bir kaç basamak var.

Birinci Basamak – Dinle
Blogların gücüyle tanışmak ve neden bahsettiğini anlamak için en iyi fırsattır. Google, PubSub ve Feedster gibi araçlardan, kolaylıkla sizing şirketiniz, markanız ya da sektörünüz hakkında tartışan bloglar bulabilirsiniz.

İkinci Basamak - Ulaş
Etkileyici blogları bulduktan sonra, sitelerine yorum postalayarak onlara ulaşın. Sizin onları izlediğinizi bilsinler. Bazıları sizi bloglarına sponsor olmaya çağırabilirler ki bu genelde büyük bir yatırım getirisidir. Bloglar şirketinizin bilinirliğini arttırır. Bir telekomünikasyon şirketi olan Marqui, kendilerinden bahsetmeleri için bloggerlara haftada 800 dolar ödüyor. Henüz sonuçlar bilinmese de, blog reklamcılığı gelecek yıllarda daha da yaygınlaşacak.

Üçüncü Basamak – Kendi Blogunu aç
Sistemi anladığınızı hissettiğiniz zaman, kendi webloglarınızı açın. Bu bir CEO blogundan, üretim bloguna kadar herşey olabilir. Kime ulaşmaya çalıştığınızı iyi saptayın. Kimin daha fazla vakti var ve şirketteki elemanlar hangi konuların şeffaf olmasını istiyorlar? Bazıları blogların gelip geçici bir moda olduğunu düşünürken, sizi temin ederim ki bir yere gitmiyorlar. Ve şu anda da sizi başkalarına tavsiye edebilecek insanlara ulaşmanız için en etkili ve ucuz yöntem.Çeviri: Ayşe Günel
Edit: Barış Erkol
Kaynak: Bu yazı warc.com'dan derlenmiştir. ©The Association of National Advertisers, Inc.

3 Comments:

Anonymous Marketing Post said...

[...Bloglar uzun süredir konuşuluyor. İş blogları ise yavaş yavaş oluşmaya başladı. Şüphesiz, blogları en etkili şekilde kullanabilen şirketler kazanacaklar. Bloglardan rahatsız olan kesim ise egoist köşeyazarları, bir kısım gazeteci ve kötü özellikleri bloggerlar tarafından ortaya dökülen şirketler...]
*MaP

3:45 ÖS  
Blogger Barış Erkol said...

Hatta şunu biliyoruz ki Amerika'da blogların şirketler tarafından kullanım oranı eskisi kadar yükselen bir grafik izlemiyor. Yani klasik bloglar artık ilginçliğini yitirmeye başlıyor.
Yeni trend PODCASTING ve VLOG olarak görülüyor.
Amerika'da popülerliğini yitirmeye başlıyorsa herşeyde olduğu gibi Türkiye'de blog furyası başlamak üzeredir diyebilir miyiz? :)

5:26 ÖS  
Anonymous Marketing Post said...

Sorun şu aslında. İnsanlar blogu samimi buluyor ama şirket blogunu çok samimi bulmuyor. Hatta yapmacık geliyor. Burada tüketiciyi memnun edip, gerçek blogger yoluyla, blogunda ürünün/şirketin tanıtımını/reklamını yapması ile sağlayabilirler. Bir de blogları iyi takip ederlerse haklarında bir sürü veriye ulaşacaklar.
Türkiyede ise her şey abartılı oluyor. 2 sene içinde blogların suyu çıkacak. Ama ben podcasting ya da Vlog'un türkiyede çok yaygınlaşacağını sanmıyorum. blogların suyunu çıkaracağız ama başarılı bloglar/insanlar yine iyi işler çıkaracak.-açıkçası türkiyedeki reklam ve pazarlama bloglarını okudukça iyi ki blog var diyorum. türkiyede ise blogu doğru kullananlar çok ilginç işler yapacaklar. Buzdolabı buna iyi bir örnek.

6:00 ÖS  

Yorum Gönder

<< Home