Toca me, Almanya Münih merkezli bir tasarım ajansı. Kendilerini uluslararası iletişim platformu olarak tanımlayan Toca-me, medya sanatçılarının, web tasarımcıların, fotoğrafçıların, moda tasarımcılarının, mimarların, müzisyenlerin ve yönetmenlerin yaratıcı işlerini bünyesinde topluyor. link
Bar WC Tipografileri blogu yayında. Bar tuvaletlerinde gördüğümüz duvar yazılarının fotoğraflarının sıralanacağı bir blog olacak. Zamanla ilginç bir arşive ulaşacağımı sanıyorum. Bar tuvaletlerinde çektiğiniz fotoğraflar varsa gönderin, zevkle blogda yayınlarım. Fotoğrafları çektiğim barların isimlerini verip vermemek konusunda emin olamadım ve şimdilik sadece fotoğrafları yayınladım. Ne dersiniz? İsimleri de versem mi? link bar wc tipografileri
"Robotype composer" ile tipografik görseller yaratabilirsiniz veya galerideki ilginç örnekleri inceleyebilirsiniz. Site linki için R2-D2'ye teşekkürler.
Senaryolarında mantık, hikayede devamlılık, rasyonellik bekleyen izleyiciyi hayal kırıklığına uğratan David Lynch, yaptığı filmlerdeki psikolojik altyapının tutarlılığından ziyade sezgileriyle hareket eden bir yönetmen. Bir psikoloğa gitmeyi düşündüğünü, ama psikoloğa "bu yaratıcılığımı engeller mi?" diye sorduğunda "evet,olabilir" cevabını almasıyla vazgeçtiğini söyler. Yani kendi bireysel hezeyanlarının, sapkınlığının dışavurumudur yaptığı işler. (Bu metin Ekşi'den alınmıştır.) Kişisel sitesinde de sezgilerinden vazgeçmiyor. Günlük hava raporunu David Lynch'den dinlemek, izlemek isteyenler (Kendisi Los Angeles için bu raporu veriyor) sitesinden buna ulaşabilirler. Siteyi dinamik tutmanın çok zeki bir yolu. Hergün yeni bir video, hem de David Lynch'den... link David Lynch link David Lynch Daily Weather Report
ideasonideas, tasarımcıları ve marka stratejistlerini diyaloğa davet eden blog. Bir smashLAB oluşumu olan ideasonideas, tasarımı ile tipik tasarım bloglarından ayrışırken içeriği ile belli aralıklarla izlenmesi gereken blog haline geleceğinin sinyallerini veriyor. link ideasonideas link smashLAB
"Fikir öylesine bariz bir şeydir ki, biri tanımlamasını yaptığında nasıl olup da kendi kendinize bunu düşünemediğinize şaşarsınız. Bir fikir, bir durumun bütün yönlerini kapsar ve onu yalınlaştırır. Boşluktaki bütün uçları bir düğüm altında birleştirir. İşte bu düğüme fikir denir. Fikir, evrensel olarak bilinen ya da kabul edilen bir şeyin anında anlaşılan temsilidir, özgün ve alışılmadık bir anlatımıdır. Fikir, karmaşık olanı şaşırtıcı bir sadeliğe dönüştüren bir sentezdir." Yukarıdaki alıntı, MediaCat Kitapları'ndan çevirisi yayınlanan Jack Foster'ın "How To Get Ideas" isimli kitabından. Bu cümlelerden sonra yukarıdaki reklamı izleme gereği duyanlara selamlar.
New York Times, tarafından “kendi neslinin en önemli Amerikalı sanatçısı” olarak nitelendirilen Matthew Barney, 1967 San Francisco doğumlu ve Yale Üniversitesi mezunu. Sporcu geçmişi olan Barney, ilk çalışmalarından itibaren fiziksel sınırların aşılabilmesiyle ilgilendi ve bunu film, video enstalasyonları, heykel, fotoğraf ve çizim gibi çok farklı disiplinlerdeki sanat çalışmalarında işledi. Barney’nin en çok bilinen işi, Cremaster serisi.
Günümüz disiplinlerarası sanatının en yetkin isimlerinden olan Matthew Barney’in numara sırasına uymayan Cremaster serisi başladığı 1994 yılından beri sanat dünyasını meşgul etmektedir. Cremaster, sinema ile performans sanatını daha önce denenmemiş bir şekilde birleştirirken aynı zamanda her ikisinin de tükenişini sorgulayan beş filmlik bir seri. link kaynak
"Fikir öylesine bariz bir şeydir ki, biri tanımlamasını yaptığında nasıl olup da kendi kendinize bunu düşünemediğinize şaşarsınız. Bir fikir, bir durumun bütün yönlerini kapsar ve onu yalınlaştırır. Boşluktaki bütün uçları bir düğüm altında birleştirir. İşte bu düğüme fikir denir. Fikir, evrensel olarak bilinen ya da kabul edilen bir şeyin anında anlaşılan temsilidir, özgün ve alışılmadık bir anlatımıdır. Fikir, karmaşık olanı şaşırtıcı bir sadeliğe dönüştüren bir sentezdir." Yukarıdaki alıntı, MediaCat Kitapları'ndan çevirisi yayınlanan Jack Foster'ın "How To Get Ideas" isimli kitabından. Bu cümlelerden sonra Honda reklamını tekrar izleme gereği duyanlara selamlar.
Son zamanlarda izlediğim en etkileyici filmlerden birisi "Me and you and everyone we know". Öykü yazarı, yönetmen ve performans sanatçısı Miranda July'ın blogu da gayet samimi. Filmin konusu kısaca: Christine Jesperson yanlız yaşayan enteresan bir performans sanatçısı ve ayakkabı satıcısıdır. Aynı zamanda yaşlılara ulaşımları için yardımcı olmaktadır. Fantastik sanatçı görüşünü, arzularını ve yakınında ilgisini çeken objeleri resmetmek için kullanmaktadır. Richard Swersey eşinden yeni boşanmış iki çocuk sahibi bir ayakkabı satıcısıdır. Richard’ın 7 yaşındaki oğlu Robby gizemli biri ile internette müstehcen şekilde yazışırken, 14 yaşındaki abisi Peter ise aşk ve evlilik hayalleri kuran komşu kızlarının deney erkeği olacaktır. Richard, büyüleyici Christine ile tanışınca hayatı değişir....Hem de hiç beklemediği bir şekilde... link filmin anasayfası link Miranda July'ın blogu